31 Mayıs 2011 Salı

Bitemeyen Battaniyem ve Çiceğim...

Bu çiceğin adını bilmiyorum.Annemden getirdim.Çiceklerden ikisi açtı, diğerleri açmak üzere.Aynısından bir tane daha vardı ama afacanlar evde futbol oynarken kırdı.Bazı yaprakları tekrar diktim.Umarım onlarda tutar.Ne kadar ilginç, yıllar geçtikçe çicekleri ve çicek yetiştirmeyi daha çok sever oldum.Pencere kenarında renk renk menekşelerim ve sardunyelerim var,hepsine bakmak ruhumu dinlendiriyor.
Ve bir türlü bitmeyen battaniyem.Önce diz battaniyesi yapmak amacıyla başlanıp, neredeyse çift kişilik battaniye olma noktasına ilerledi.Şu anda tek kişilik yatak boyutunda, nihayet sona geliyorum, ah gayret...
Not:Battaniyede belli aralarla kullandığım kalın yeşil ip, en az 30 yıllık.Herko diye bir marka.O zamanki ipler gerçekten harikaymış...

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Yine Kutu Kapladım...

 Bu kutu kaplama işini çok seviyorum..Bu sefer kullandığım kutu, Atlas dergisinin hediyesi ansiklopedilerin olduğu kutuydu.
Malzemelerin hepsi evde olan şeyler.Sıfır maliyetle tam bir geri dönüşüm oldu.Kaplamada kullandığım polar kumaş daha önce kullandığım örtülerden kalan bir parça.
Üstüne kullandığım ve gülü yaptığım kurdeleler, hediye  çikolata kutularının kurdelesi.
İç kısıma ise dolap içine yaptığım ama kullanmadığım kapiyone örtü..Ve sonuç...
 

27 Mayıs 2011 Cuma

Jacques Brel...

 
İlk defa eşimin tavsiyesi ile dinledim Jacques Brel'i.Benim için hiç beklemediğim kadar çarpıcı ve duygulandıran bir ses oldu.Aslında Flaman asıllı ama Fransızca şarkıları ile meşhur olmuş bir şair ve sanatçı Brel.Güçlü bir ses ve hayata karşı güçlü bir duruşu olmuş.Bu bestesi "If You Go Away" parçasının orijinali ve  orijinali çok daha güzel bence.
 Brel'i benim kadar sevdiyseniz birde bu şarkısını dinleyin..
 

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Kına Gecesi Hazırlıkları-II...

Kına keselerini koymak  için süslediğimiz sepetler.Aslında kına için sepet kırmızı olurmuş ama biz hem kırmızıyı abartılı bulduğumuz için hem de daha sonra evinde de kullanılsın diye krem rengi ile süsledik.
İlk Sepet...


 İkinci Sepet...



Muhabbet...

MUHABBET

Bir fasulye çimleniyordu
Çiseledikçe yağmur.
Koştum vardım ki yanına
Anlasın ne nimet olduğunu
Sen git yerine! dedi Ayşa Kadın
Böyle kibar erkeyin ayağına
Ben kendi ayağımnan gelirim

Bu muhabbeti görünce uzaktan
Kıpkırmızı oldu biberiye

Bayram nedir ki dedim kendi kendime
Bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye...

Can YÜCEL

19 Mayıs 2011 Perşembe

Keçe Kitap Ayraçlarına Devam..

Bu sefer keçe kitap ayraçlarında farklı resimler kullandım.Kalın keçenin üstüne beğendiğim resimleri dekopaj tutkalıyla yapıştırıp, vernikledim.Kenarlarını makine ile diktim.



17 Mayıs 2011 Salı

Arabalı Saat...

Küçük oğlum ne zamandır benden arabalı bir saat istiyordu.Kendisi Arabalar filmine ve karakterlerine bayılır.Perdemiz, yatak örtümüz, duvar resimlerimiz hep o karakterlerdendir.
Önce freeshop'tan aldığımız saatin kapağını çıkardık.Sonra dergiden onun kestiği karakterleri saatin içine dekopaj tutkalı ile yapıştırdık.Hem kesme hem de yapıştırma işleminde yardımcı olduğu için çok sevindi ve saati babasının yardımıyla yatağının üstündeki duvara astı.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Hasırla Kaplanan Kutu ve Kurabiyeler...

Hafta sonu yine hobilerimle dolu dolu geçti,tabii temizlik ve ütü için harcanan zaman dışında. Önce arkadaşımın verdiği bir kutuyu kapladım.Keçeden, yapışkanlı kağıda kadar bir kaç seçenek vardı aklımda.
Ama yine arkadaşımın önerisiyle hasırla kaplamayı denedim.
Evde kullanmadığım hasır servisi kutu boyutlarında kesip,sıcak silikonla kutuya yapıştırdım.Ne yazıkki istediğim gibi olmadı.Hasır iplerinden kopup dağıldı.Tam oldu dediğim anda kapak oturmadı.Kutu olarak kullanılamayacağını anlayınca, vazo görevini aldı kendisi.Elimde bir tane daha var ama bu kadar vazo yeter deyip, onu kağıtla kaplamayı düşünüyorum.

Hafta sonu sadece hobi demedim, aklımda kalan kurabiye bir de mideme girsin dedim.Dedim de, diyet yaparken kurabiye nerden çıktı, onu bilemedim.Daha önce Saadet'in bloğunda adını duyduğum ve nihayet Sezobigo'nun bloğundan tarifini aldığım kurabiyeyi cuma akşamı denedim.Yağı biraz fazla gelmekle birlikte, un kurabiyesi ve kuru pasta arasındaki tadına bayıldım.Sonuç; çocuklar benim kadar sevmedi.Kurabiyenin çoğu kocamla bana yaradı ve bir daha durduk yere böyle şeyler yapmamaya karar verildi.
Not: Arkadaşların o kadar uyarısına rağmen kurabiyelerin üstü biraz karardı.



Lavantalı Kutu ...

Boyadığım son kutular.Proje Tülin abla'ya ait.İnternette gösterdiği bir kutunun benzerini yapmaya çalıştım.

Kutuyu önce kahverengi boya ile boyayıp,üstüne mum sürdüm.Sonra bir kaç kat beyaz ile boyayıp, bulaşık teli ile eskitme yaptım.Üstüne ise lavantalı bir peçeteyi yapıştırdım.Peçetenin bazı kısımlarını  yanlar ve kapağın içinde de kullandım. 

 Bir peçete iki kutuya da yetti.Birde içlerine koymak için takım olarak, beyaz bir sabunun üstüne peçete yapıştırdım.



 Yandan bir kesit...
Not: Kutular, projenin diğer kısmı için Tülin abla'ya gitti..Bakalım kutunun içine ne güzellikler girecek..Ben de merak ediyorum..

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Serenad- Zülfü Livaneli...

 Zülfü Livaneli'nin en son okuduğum romanı.Aslında daha önce aynı yazarın Leyla'nın Evi romanını beğenmemiştim, romanın sonunda konunun ortada kaldığını düşünmüştüm.Serenad'ı ise tamamen konusu yüzünden aldım.Yahudi soykırımı, Ermeni tehciri ve Mavi Alay.Bütün bu tarihi olayların, romanın ana karakteri Maya'nın aile geçmişinde yer alması fazla rastlantı olarak gelse de, yazarın her ailenin gizli kalan sırlarının olduğu tespiti, kendi ailemi düşündürdü bana.Bulgaristan'da her şeylerini bırakıp 50'li yıllarda göçeden anneannem ve Yunan işgalini yaşayan babaannem.Her ikisi de çok sorduğum halde çok az şey anlattılar bana.Şimdi dahi iyi anlıyorum ki insanlar unutmak istedikleri olayları anlatırlarsa, tekrar aynı acıları  yaşayacaklarını düşünüyorlar.Romanı bazı anlatım hataları olsa da severek okudum.Bir de kitabı okurken Schubert'in Serenad'ı kulağımdan hiç gitmedi.

10 Mayıs 2011 Salı

Eski Bir Sepet Havlu Sepeti Oldu...

İki haftadır hobilerimin peşindeyim.Boyuyorum, dikiyorum, örüyorum ve kaplıyorum.Amacım yok, sadece içimden geldiği gibi, aklıma ne gelirse onu yapıyorum.Biliyorum bu bir dönem, bir süre sonra elime bir şey almak istemeyeceğim ve kitaplarıma döneceğim.Psikolojik açıklaması vardır mutlaka ama beni depresanlardan uzak tuttuğu sürece yola devam...
Beni tanıyan,sevdiğim  arkadaşlarım iyi bilir, evlerindeki eskileri atmadan bana getirirler.Bazen kendim yaparım, bazen fikir veririm.Aslında eskilerimizi atacak kadar zengin bir ülke olmadığımızı düşünüyorum.
Bu sepette bana geldiğinde kötü bir haldeydi.

 Önce saplarını çıkardım ve kahverengi boya ile boyayıp, vernikledim.İçini kumaşla kaplayıp, çevresine uygun harç geçirdim.İçine koyacağım havluların kenarlarını da farklı desende harçlarla süsledim.Sevdiğim bir arkadaşımın banyosunda misafir havluluğu olarak yerini aldı.