29 Kasım 2011 Salı

Çikolata Kutusundan Yüzük Kutusuna...

Takı takmayı çok severim, favorim ise yüzüktür.Böyle olunca yüzüklerin sayısı giderek arttı ve daha önce kullandığım  kutular küçük kaldı.Ben de büyük bir çikolata kutusunu yüzüklerim için yeniden düzenledim.Malzemeler, oğluşlar tarafından kısa sürede tüketilen çikolataların kutusu, koltuk macerasından  kalan bir parça kumaş,annemden getirdiğim dantel parçası ve ince harç.İçi içinde yine koltuklardan  kalma bir tabaka sünger ve kadife parça kumaş..
 Sıcak sillikonla kumaşı kutunun üstüne yapıştırdım.Kutunun diğer kısımlarını rengini beğendiğim için özellikle uygun bir kumaş buldum.Kenarlarına ince harcı yapıştırdım.
 Gelelim üstüne.Danteli üstüne yapıştırıp, kenarlarına ince harçtan geçtim.Ve sonuç..

İçi içinde süngerin üstüne kumaşı kaplayıp, bıçakla yüzük yerlerini kestim.Bu kısım istediğim kadar düzgün olmadı.Tabaka süngeri düzgün kesmek zor oluyormuş..
 Yüzüklerim yine sığmadı ama en sevdiklerim bir yerde toplanmış oldu..

28 Kasım 2011 Pazartesi

Sıkışık Zamanlarda Yapılanlar...

Yine arşivimden bir resim.Geçen Ramazan bayramında,eşimin en küçük kardeşi için bayramın son günü söz kesilmesine karar verildi. Bayram olduğu için çicekçi ve bir milyonculardan başka açık dükkan bulamadık.Sonunda bir milyoncudan simli ve ayaklı pasta altlıklarından alıp, üstüne Şölen'in kalp çikolatalarını dizdik.Çicekçiden aldığımız tüller,inciler ve şans eseri bulduğum çiceklerle süsleyip,kısa zamanda böyle bir şey hazırladık.

 Bu ise yeni yaptığım bir süs.CDnin üzerine arkadaşımın verdiği çicekleri silikonla yapıştırdım.

24 Kasım 2011 Perşembe

MTA Tabiat Tarihi Müzesi ve Enerji Parkı...

Bugün resim arşivimi düzenlerken, bir kaç ay önce gittiğimiz MTA'nın tabiat tarihi müzesinin resimlerini   eklemeyi unuttuğumu farkettim.Müzenin tekrar açılmasını uzun süre bekledik ama beklediğimize değdi.MTA çok güzel bir iş çıkarmış.Müzeye bizim oğlanları ve arkadaşlarını götürdük, onlar yoruldu ama biz yorulmadık.
Müze bir kaç kattan oluşuyor.Girişte dünyamızın yer aldığı güneş sistemi maket olarak oluşturulmuş.
Bu tartı çok  ilginçti.Diğer gezegenlerde ağırlığınızın ne kadar olduğunu gösteriyor.( Mars'ta 5 kg olduğumu görünce orada yaşamak nasıl olur diye düşünmedim değil!!!!)
Üst katın ortasında dinazor fosilleri var.Çok etkileyici.



Diğer kısımlar MTA'nın yıllarca yaptığı araştırmalar sırasında çıkardığı fosiller ve taş kolleksiyonundan oluşuyor.

Dünyanın gelişimini adım adım izliyorsunuz.
Müzenin karşısında Enerji Parkı yer alıyor.
Parkın bina kısmında nükleer, rüzgar , kömür santrallarının çalışma esasları detaylı bir şekilde gösterilerek maketlerle anlatılmış.
Bio-Dizel santraller çevre dostu, mesela gübreden enerji üretebiliyorsunuz.
Rüzgar ölçüm aleti.Bu aletleölçülen değerlere göre rüzgar santralları kuruluyor.
Parkın bahçesinde uygulamalı olarak enerji sistemleri gösterilmiş.Bu kısım TPAO'nun..
Rüzgar santralının türbini.
Petrol arama platformu...
Bir yeraltı kömür ocağı..
Sadece çocuklar için değil, bizim içinde öğretici ve güzel bir gezi oldu.Ankara'da oturuyorsanız, uğramanızı tavsiye ederim...

22 Kasım 2011 Salı

Eskiler ve Yeniler...

Geçen gün kalın kazaklarımı hurçlardan çıkarırken elime eskiden ördüğüm kazaklar geçti.O zamanlar ikisini de severek örmüştüm, zor gelmemişti ama şimdi örebilirmiyim bilmiyorum.İlkinin modelini Almanca bir örgü dergisinden bulmuştum diye hatırlıyorum.Kollarında da aynı modelden var.
 Saç örgülü kazaklar çok modaydı o zaman.Hoş ben her zaman sevmişimdir saç örgüsünü.Böyle fazla saç örgüsü olunca da, bir matematik problemi çözmek kadar zevk veriyor bana.(Yani o zamanlar diyeyim...)
 Sıra da yeni yaptığım daha basitlerde.Eşime daha önce başladığım atkı..

 Bu ise ipini merak ettiğim için ördüğüm fırfır atkı.İpi Alize Dantela.Ben 5 ilmekten yaptım.Bitmesine 5 sıra kala eksilterek bitirdim.Güzel bir ip, atkı dışında da farklı şeyler yapılabilir. 

18 Kasım 2011 Cuma

Hırka Bitti...Atkılara Devam...

Eşime ördüğüm hırka umduğumdan çabuk bitti.Hatta biraz uzun örmüşüm ama o beğendi..
 Üstünde duruşu..

  Bu da son başladığım atkı.Çelebi'nin kendinden desenli pırıl ipleri ile atkı örmek çok zevkli.Bu ipleri Tülin abla ile Ulus'taki Çelebi'nin satış mağazasından almıştık...

17 Kasım 2011 Perşembe

Bayram Hediyelerim-II...

Bu hediyemi daha önce eklemek istemiştim ama her zamanki gibi Efe makineme el koyup, resimleri silmiş.Bugün tekrar çektim ve ona fırsat vermeden ekliyorum..Bu çantanın farklı rengini Tülin ablada görmüş ve çok beğenmiştim.O da sevdiğim renklerde  benim için bir tane örmüş, haraşo kısımlar ise  annesi Nur teyzenin eseri.Sıcacık bir dosttan sıcacık bir çanta, insan kendisini böyle şımartan dostları varken mutlu hissediyor.


 Yeni bitirdiğim bu atkı sevdiğim bir insanı ısıtacak.İpi Çelebi'nin Pırıl iplerinden.

15 Kasım 2011 Salı

Eskilerden Bir Ses- Doğan Canku...

Modern Folk Üçlüsü ve Doğan Canku.Geçmişten gelen, anılarla dolu bir şarkı....

 


14 Kasım 2011 Pazartesi

Baykuş Örgü Yastık...

Bu yastığı ilk defa sevgili Derya'nın bloğunda görmüştüm. Bayram tatilinde bir tane de kendim için ördüm.


10 Kasım 2011 Perşembe

Sevgi ve Saygıyla...

Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birden bire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar `üç' dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
eğildi durdu.
Bıraksalar
ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası’na atlayacaktı...
                              
~ Nazım Hikmet RAN ~

6 Kasım 2011 Pazar

Bayram Hediyelerim-I...

Her şey bir postuma bıraktığı yorumla başladı ve ben sevgili düşhikayem'in bloğunu böyle keşfettim.Kendisi düşlerimizi hem resimliyor hem de hikayesini yazıyor.Onu okurken ben de en son neyi düşlediğimi düşündüm.Yeni bir LCD tv, yeni bir ayakkabı vb..Maddiyata bağlı düşten çok anlık tatminler..Çocukluğumda neler düşlediğimi düşündüm..Aklıma hala çok istediğim dünyayı gezme düşüm geldi, sonra da bunu uçan halıyla yapmayı düşlediğimi hatırladım.Jules Verne'in "80 Günde Devr-i Alem" kitabını okurken heveslenmiştim.Neyse bu düşü sevgili G'ye yazdım.Bu kadar çabuk beklemiyordum,kendisi resimleyip, hikayesini yazmış.O'nun izniyle yayınlıyorum.

Uçan Halı

Bayan Nazan geçen gün  yazdığı mesajında uçan halı'ya binip dünyayı dolaşmak düşünde olduğunu belirtmişti.
Bu duyduğum en güzel düşlerden birisi.
Çoğumuz uçan halıya binip gezme düşü kurmuşuzdur.
Ben de bu düşü kurmuştum.
Ama günlük hayatın telaşından dolayı olsa gerek unutup gitmiştim.
Bayan Nazan, Efe'nin annesi.
Efe düş tadında resimler çiziyor.
Yağmurlu birgün resmini de çizmiş Efe.
Yağmuru düşlemesi ne güzel oluyor.
Bende Bayan Nazan'ın düşünü gerçekleştirmek için epey çaba sarfettim sayılır.
THY kadar arayıp,
Ellerinde Dünyayı dolaşmak için Uçan Bir Halı olup olmadığını sordum.
Telefondaki görevli yanlış yeri aradığımı,orda öyle birinin olmadığını söyledi.
Suratıma kapattı telefonu.
İnsanların dedim kendi kendime
Düşlere bile  saygısı kalmamış.
Neyse biraz uğraşıp ,uçan Halıyı kendim dokudum.
Hatice Teyze sihirli düğümler atmasını öğretti.En sağlam iplikleri kullandık.
Veee
Uçan Halımız bitti.
Bayan Nazan için Bulutlardan randevu ayarladım.
Evet bayan Nazan
Şöyle yaslanın arkanıza ve gözlerinizi yumun.
Mümkünse aşağıya bakmayın.
Haa!bir de Nil Nehrini geçerken bana da haber verir misiniz? 


Not: Arkadaşımın bu sıcak jesti beni çok mutlu etti.Kendisine tekrar çok teşekkür ediyorum, bana düşlerimi tekrar hatırlattığı ve sağlam bir uçan halı yaptığı için.Bu arada Nil'e hala gelemedim.İlk gün eşim Londra'da olduğu için Big Ben saat kulesinde onu izledim, kendisinin haberi yok.Daha sonra Prag'a geçtim.Bugün sırada eski Yugoslavya var.Harika bir şey, hergün yatmadan önce kendime bir rota çiziyorum...

4 Kasım 2011 Cuma

Kurban Bayramı...

  Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm, benim ömrümde sevdiklerim vardır bayramlar ayrı geçince üzüldüğüm. Bayramınız mübarek olsun!

2 Kasım 2011 Çarşamba

Efe'nin Hayal Dünyası...

Küçüğümün hayal dünyasından.Ailemizi yağmurda şemsiyeleri ile çizmiş.Benim sarı saçlarımı ve çicekleri unutmamış.Detaylar konusunda çok dikkatli.
Hayal dünyamızın değişmezleri Hotwheels arabalar.Yaptığımız resimlerin çoğu arabalı olanlar.Ela kim derseniz, kimse.Okuma yazmayı yeni öğreniyor ya ilk öğrendiği kelimelerden biri.
Resimler genellikle isteği doğrultusunda buzdolabında ve benim işyerimdeki odama asılıyor.Asmazsam da kızıyor, ona değer vermiyorum diye..