Dinlediklerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dinlediklerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2018 Perşembe

Doruğun Takımı....

Doruk bebek çok sevdiğim bir arkadaşımın torunu ve geçen sene dünyaya geldi. Aslında bu ayda doğması gerekiyordu ama biraz fazla acele etti. Bir kaç ayda toplandı ama anne-baba ve babaannesini epey üzdü. Neyse şimdi iyiyiz ve babaannemiz emekliliğini Doruğa bakarak geçiriyor.:)

İşlerimin yoğunluğundan ve memleketin halinin üzerimdeki yıkıcı etkisinden dolayı (ki çevresinin ve çağının olaylarının bilincinde olan herkes gibi) bir süredir bloğuma bir şeyler eklemek gelmiyordu içimden. Bugün hazır işlerim azalmışken yaptıklarımı paylaşmak istedim. Bu takımı arkadaşımla birlikte torunu için hazırladık ve sonucundan epey memnun kaldık.
Emzirme yastığı.Kalıbı olunca dikmesi çok kolay...

Babynest..Biraz uğraştırıyor ama süslemesi çok keyifli. Dikmeyi benim gibi netten öğrenen biri için bile çok zor değil..:))

Sepeti de beyaza boyayıp, aynı kumaşla kapladık..


Bugün Kasımın biri. Çok sevdiğim bir ay değil Kasım.Ne sonbahar ne de kış. Ama aşağıdaki şarkıyı çok severim...


27 Kasım 2012 Salı

Cem Adrian ve İnsan İnsan...

Cem Adrian'ı  ilk defa bir dostun tavsiyesi ile dinledim.Daha önce ismini duymuşluğum vardı ama kendisinin  şarkılarından çok skandalları ile gündemde, yeni türeme popçulardan olduğunu düşünmüştüm.Ne kadar haksızlık etmişim.Güçlü bir sesi ve yorumu var.Diğer parçalarını da çok beğendim ama en çok Fazıl Say'ın bestesi bu güzel eserin yorumunu sevdim.Şu anda da dinliyorum ve soruyorum kendime
 'Sahi Nedir İnsan?'
 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Ahu Sağlam ve Haydar, Haydar....

Ahu  Sağlam'dan dinlediğim bu türkü beni yıllar öncesine götürdü.Yıl 1980 sonrası.Onlu yaşlardayım, tatil için Ocaklar köyünde Esen pansiyondayız.O yıllar Türk Sanat müziği modası var, türküler ise hep aynı formda çalınıp, söyleniyor.Bende halk müziğini küçümsüyorum, Emel Sayın'ın şarkıları aklımda ve dilimde.O yaz her çay bahçesinde küçük çapta ses yarışmaları düzenleniyor.Bizde birine katılmışız, tahta masalar ve sandalyelerde yarışmacıları seyrediyoruz.Sonra yaşlı bir balıkçı amca sahneye çıkıyor.Elinde kudüm tarzı bir müzik aleti ve Haydar Haydar'ı söylemeye başlıyor. Çarpıldığımı hatırlıyorum, türkülerin bu şekilde yorumlanmasını aklım almıyor.Nasıl alsın biz Yurttan Sesler korosundan türküleri öğrenen, derinlemesine düşünmesi ve öğrenmesi istenmeyen 80 kuşağı çocuklarıyız..
Aradan yaklaşık 30 yıl geçti.Ama aynı sahne zaman zaman canlanır gözümde , aynı Çağan Irmak'ın filminden bir sahne. Nereden çıktığı belli olmayan o balıkçı amca o gün kalbimi türkülere açtı, Ruhi Su ile kazınmayacak şekilde yerleşti.Hani bugün Eylül'ün 12'si ya, bu türkü bana o ruhsuz kuşaktan olmadığımı en güzel şekilde hissettiriyor.Sadece sizinle de paylaşmak istedim...

22 Temmuz 2012 Pazar

Çiceklerim, Doyran Köyü ve Karmate...


Bu sıralar karışık postlar hazırlayacağım, oradan buradan.Mesela evimdeki çiceklerden..
Borazan çiceğim annemden, bir ismi bardak menekşesi sanırım.
Bütün menekşelerim birbiri ile yarış edercesine açıyor, ne güzel..
Bu çiceğin adı Para çiceği,sahibine para getirirmiş.Annem vermişti, durumumuza faydası olur belki diyeceğim ama para da parayı çekiyor azizim...
Bütün kızlar toplandık, poz verdik.Menekşelerimin hepsi benim küçük kızlarım.
Doyran köyünden bir manzara.Köy Altınoluğun üstünde Kaz dağlarına kurulmuş.Bütün körfez ayaklarınızın altında..
 
Bu manzara bana Karadeniz'i hatırlattı ve Karmate'yi.Bu ses bu manzaralara ne kadarda yakışıyor..

22 Mayıs 2012 Salı

Inti Illimani- Victor Jara ...

Geçen pazar günü Anıt Park'ta Çankaya Belediyesinin düzenlediği etkinlikte Inti İllimani gurubu da bir konser verdi.Gitmeyi çok istemiştim, olmadı.Bugünlerde yapmayı düşündüğüm bir sürü şeyi yapamıyorum.Bir sürü kitap kenarda duruyor, örgüler öyle.Okumak istediğimde zaman yok, zaman varkende bende heves yok..Heyecanla SBS tarihini bekliyoruz, biz dediysem eşimle ben.Oğlumda böyle bir heyecan yok..Bu durumda da hayırlısı demekten başka diyecek bir şey kalmıyor..
Bloğumda bu ruh halimden payını alıyor.Bugün kendimi zorladım, hani bloğum arşivim ya, kişisel tarihime düştüğüm bir kayıt.Çok sevdiğim Şilili sanatçılardan oluşan bir post yapmak istedim. Inti İllimani gurubu da bu sanatçılardan.Şarkılarının hepsi bir ruh taşıyor bence.
Inti İllimani 'den bahsederken Victor Jara'dan bahsetmemek olmaz.1970'lerde Şili'de elleri kırılarak ve işkence ile öldürülen büyük bir halk ozanı.Kendisinden sonraki pek çok sanatçıya esin kaynağı olmuş.Onun şarkılarını dinlemek ise ayrı bir keyif..
Eğer Şili müziğini seviyorsanız, burada Inti İllimani ve yine Şilili bir grup olan Quilapayún'un konser kaydı var.Biraz uzun ama özellikle ilk şarkılarını dinlemenizi tavsiye ederim.

17 Şubat 2012 Cuma

Vedat Sakman Dinlemek ve Yeni İşler....

Bu sabah yine bembeyaz bir Ankara sabahına uyandık.Çocuklar sabırsızlıkla bekledi ama okullar yine tatil olmadı. Bizde belki idari tatil olur dedik.O da olmadı.Herkes mutsuz sabah sabah yollara döküldü..
Şimdi işyerinde Vedat Sakman'ı dinliyorum.Bu hafta hissedemediğim huzuru, onun yumuşak yorumu hissettiriyor bir tek.
Stresle başetmem lazım, biliyorum.Yeni elişlerine başlıyorum, onlarda bir süre oyalıyor.Bitki çaylarından içiyorum, onların da fazla tüketimi karaciğeri zorluyor.En iyisi yürüyüş, kar izin vermiyor.Spor yapmak ise bir disiplin işi.Bir süre yapıyorum, sonra zor geliyor.Kişisel gelişim kitapları ise taş gibi ağır geliyor bana, onu yap , bunu yapma cümleleri hep tersini yapma isteği uyandırıyor.Kendimi bir dönme dolaba binmişim gibi hissediyorum, inmek mümkün değil.Çünkü hep yapılması gereken işler ve bakılması gereken oğluşlar var. Bir şeyleri fazla bilmek iyi bir şey midir, günü yaşamadan geleceğe ilişkin kurgular stresi arttırmaktan başka ne işe yarar?Ya da dürüst olmak, cesur olmak, bildiğinde diretmek, kendine ve bilgine güvenmek sadece erkekler için mi geçerlidir?Sorular uzar gider ve yeni pazartesiler başlar..
Anladığınız üzere arkadaşınız bu sıralar bunalım takılmakta.Onun stresle başetmesinin en güzel yolu dostları, onlarla geçirilen saatler ve onlardan alınan tavsiyeler.Sonuçta herkes bu yollardan veya benzerlerinden geçiyor.Buraya kadar dayandıysanız yazımı yeni başladığım el işimle tamamlayayım.Bu şalı Tülin abla da beğenmiştim, o da sağolsun bana başladı.Rengi ve modeli güzel değil mi?
Not: Unutmadan 40 yaşıma kadar sadece gölge yaptırdığım sarı saçlarımı kızıla boyattım.Kendimi biraz da olsa canlanmış hissediyorum...))

27 Aralık 2011 Salı

Il Divo...

Il Divo grubunu hiç dinlediniz mi? En sevdiğim gruplardandır.İşyerinde ne zaman belalı bir yazı ile boğuşsam , bana son perde de eşlik ederler.Bu yüzden psikolojim üzerinde rahatlatıcı etkileri vardır.Grup operet tarzı İtalyanca şarkılar söyleyen dört erkek sanatçıdan oluşuyor.Şimdiye kadar çıkmış üç albümleri var.Benim onlarla ilk tanışmamın anısı ise çok komik.Isabel şarkılarını ilk olarak bir arkadaşımda dinleyip, hemen kardeşime yazmıştım.
-Nevinciğim harika bir grup buldum.Açıp bir dinlesene..
-Ablaaa..Çok güzelde...
-ehhh...
-Geydir bunlar..
-Nasıl yani, olur mu Nevin..
-Olur abla, hem yakışıklılar hemde bebek yüzlüler..
-Off Nevin, bitirdin yani.Freddy Mercury'de benzemiyorlar ya..(Bu arada Quenn'in solisti Freddy Mercury'de çok severim ben...)Neyse canım bana ne...
İşte böyle..Severim İl Divo'yu..Noel ruhuna uygun bir şarkılarını eklemek istedim..Sevdiyseniz İsabel ve Adagio'yuda dinleyin derim.Burada ve burada...
 
Not:Kardeşimin hatırlatması ile eklemek istedim.Şarkı aslında Leonard Cohen'in.Eşim için onun yorumu en güzelidir burada. Kardeşim Jeff Buckley'in yorumunu sevmiş burada.Bir de sıkılmadıysanız Bon Jovi'den dinlemenizi tavsiye ederim burada.

15 Kasım 2011 Salı

Eskilerden Bir Ses- Doğan Canku...

Modern Folk Üçlüsü ve Doğan Canku.Geçmişten gelen, anılarla dolu bir şarkı....

 


17 Ekim 2011 Pazartesi

Kitaplar ve Boyamalarla Bir Cumartesi..

Yine koşturmalarla dolu bir cumartesiydi.Büyüğümün diş doktoru randevusunu beklerken, yarım saat bir kaçamak yapıp, Tülin ablayla Sevda'ya uğradık.Ne zamandır merak ettiğim kursunu da gördüm böylece.Daha sonra eşimi kandırıp, Batıkent yollarına düştük.Amacım Hobivakti'nin ahşap malzemelerini aldığı Bedayi'ye gitmekti.Ne yazık ki ne Ulus'ta ne de Suluhan'da boyamak için istediğim malzemeleri bulamıyorum.Bulduklarıma ise pahalı fiyatlar veriliyor.(Kızılay'daki ahşap malzeme satanları söylemiyorum bile). Bedayi Batıkent'te Gersan sanayi sitesinde.Hobivakti o kadar güzel tarif etmişki, aramamıza gerek kalmadı..Dükkanın sahibi Ahmet bey ve Oya hanım yaptıkları tasarımları gösterdi.Tek kelime ile harika tasarımlar.Ne yazık ki internet sitelerinde bunların küçük bir kısmı yer alıyor.Eğer bu tarz objelerle uğraşıyorsanız  Bedayi çok iyi bir adres.
Sıra oradan aldıklarımda..Hediye olarak boyayacağım seramik objeler..
 

Ahşap objeleri çekmeyi unutmuşum ama onların sitesinden ekliyorum resimleri..



 Hafta sonunda bizim ailenin seçtiği kitaplar..

 Hüsnü Arkan'ın bestelerin bayılırım ama yazar kimliğini bilmiyordum. Kitabın içinde hediye olarak Hüsnü Arkan'ın yeni şarkısını CD'si de var.

Büyüğümün seçtiği roman.CNBC'de dizi film olarakta yayınlanıyormuş.
Küçüğüm seçim şansını her zaman olduğu gibi Hotwheels arabalardan kullandı.O kadar çok arabası olsa da doyamıyor arabaya ve hepsini tek tek biliyor.
Ve yeni bir hafta başlıyor.Benimki Hüsnü Arkan'ın çok sevdiğim bir şarkısı ile başladı, sizinki de hoş bir ezgiye başlasın ve devam etsin......

5 Ağustos 2011 Cuma

Ciğerparem...(Fuat Saka)

Ciğerparem

Ah kör olası zalim gurbet
Ciğerim yandı kor
Gelmez geri ciğerparem
Yanarım yanarım
Yanarım dönmez geri

Ah yol gözlerim, haydi dön gel
Giden gelmez ki ah
Yanarım yanarım
Yanarım dönmez geri
 
 

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Ah Benim Sevdalı Başım...

Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni

Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm

Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni

Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni
 

26 Haziran 2011 Pazar

Mühürdar'dan Moda'ya...

İstanbul'u her zaman çok sevmişimdir. Tarihi, doğası ve illaki de Boğazı. Ama hem pahalı olması hem kalabalığı hem de kötü kentleşme yüzünden uzun süre yaşamayı hiç düşünmedim. Kısa zamanlarda gezip gelmek daha cazip geldi bana.Yakınlarım ve arkadaşlarım da Avrupa yakasında yaşadıkları için Anadolu yakasını pek görmedim.
Geçen hafta kongre için İstanbul'daydım. Kongre Yeşilköy'de CNR fuar merkezindeydi. Sevimsiz ve dağbaşında bir yer. İşin komiği ise büyük enerji firmalarının sponsor olduğu mekanda ne içecek su ne de çay verildi. Her şey inanılmaz pahalıydı. Kaldığımız Kurumun misafirhanesinin  güzelliği durumu biraz kurtardı. Son gün Ankara'ya gitmeden çok sevdiğim bir arkadaşımın yanına da uğradım. Ne kadar iyi etmişim. Kendisi tarihi Kadıköy çarşısında bir kitabevinde çalışıyor. Hep çalıştığı yerin güzelliğinden bahsediyordu, o güzellikleri ben de görmüş oldum. İlk defa İstanbul'da yaşayabileciğim bir semt buldum. Sevimli, tarihi ve cıvıl cıvıl bir yer.
Öğle yemeğimizi Ritza'da yedik.Ev yemeklerinin
sunulduğu küçük ve şirin bir restaurant.
Dükkanın sahiplerinden ve aynı zamanda o güzel yemekleri yapan Hilde teyze Abhaza kökenli. Babası Eskişehirli olduğu için kısa zamanda sıcacık bir sohbet oluştu aramızda.Ritsa, Abhazya'da bir gölün ismi.
Surp Takavor Ermeni Kilisesi Mühürdar caddesinde.17 yüzyılda yapılmış.
Timsahlı meydan. Yine ilginç ve tarihi bir yer..
Aya Efimia Rum Kilisesi.
Hacı Bekir Şekercisi. Lokumları enfesti, Ankara'da da çok beğenildi.
Ama ben ilk defa denediğim demir hindi şurubunu daha çok sevdim.
Baylan Pastanesi. Hacı Bekir'in hemen karşısında..
Küçük meydanda Kızılderilerin gösterisi. Çaldıkları müzik enfesti. CD'lerini almadığıma pişman oldum.
 Eyüp Sabri Tuncer kolonyalarının satıldığı eski bir dükkan.

 Akmar pasajını gezmemek olmazdı.Arkadaşımın  tavsiyesiyle  doğal taşlar satan  ilginç bir dükkana gittim. Dükkanın sahibi Sedat amca ile sonradan tanıştım. Bu kısım da başka bir postun konusu olsun.
Son olarak Moda'da büyüyen Deniz Kavukçuoğlu'nun kitabı ile bitirmek istiyorum .Milka Şarküteri, içinde 1902'lerden kalma ilaç yapma aletlerin olduğu Yeni Moda Eczanesi, köşkler...Bu kitap gezdiğim yerleri daha iyi tanıttı bana..
 
Bir gün yolunuz Mühürdar'a düşerse, dost sohbetler dost insanlar ararsanız dediğim yerlere bir uğrayın. Pişman olmazsınız.İçiniz ısınır ve kendinizi daha zengin hissedersiniz. Bu arada İnce Saz'da size eşlik etsin..


 

24 Haziran 2011 Cuma

Lhasa De Sela...

Çok yoğun günler yaşıyorum.İnanılmaz bir iş temposu, müthiş bir motivasyon eksikliği.Geçen hafta ve bu haftanın nasıl geçtiğini anlamadım .Aslında geçen hafta kongre için gittiğim İstanbul'un yeni keşfettiğim yerlerini ekleyecektim ama bu sanatçıyı öne almak istedim.
Sevgili Yeliz sayesinde tanıştım Lhasa ile.Daha önceden dinlemişliğim vardı ama gerekli özeni vermemişim.Şimdi sürekli dinliyorum, dinledikçe kendimi yollarda hissediyorum.Kaçmak, yollarda olmak  ne güzel bir duygu.İşte Lhasa  bunları hissettirdi bana.Sizlerle de paylaşmak istedim..


Not:Lhasa De Sela 2010 yılında 38 yaşında kanserden hayatını kaybetmiş genç bir sanatçı.Hüzünlü bir ses, hüzünlü bir hayat...

2 Haziran 2011 Perşembe

SBS ve Koro filmi...

Büyüğüm bu sene 7.sınıfta ve pazar günü SBS'ye girecek.Bu ağır çalışma temposundan ve sınav stresinden uzaklaşsın diye ailece akşamları onun seveceği bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.Film seyretmeyi çok seviyor ama yaşıtları gibi genelde macera filmleri tabii.Koro filmini önerdiğimde pek istemedi ama filmi seyrettikten sonra hepimiz etkisinde kaldık.En çok sevindiğim şey ise müziklerini onun da beğenmesi oldu.Çocuklarımın müzik ve kitap zevkinin gelişmesi en önemli şeylerden bence.Sırada "Ölü Ozanlar Derneği" filmi var.Umarım onu da bizim kadar sever..

 

27 Mayıs 2011 Cuma

Jacques Brel...

 
İlk defa eşimin tavsiyesi ile dinledim Jacques Brel'i.Benim için hiç beklemediğim kadar çarpıcı ve duygulandıran bir ses oldu.Aslında Flaman asıllı ama Fransızca şarkıları ile meşhur olmuş bir şair ve sanatçı Brel.Güçlü bir ses ve hayata karşı güçlü bir duruşu olmuş.Bu bestesi "If You Go Away" parçasının orijinali ve  orijinali çok daha güzel bence.
 Brel'i benim kadar sevdiyseniz birde bu şarkısını dinleyin..
 

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Muhabbet...

MUHABBET

Bir fasulye çimleniyordu
Çiseledikçe yağmur.
Koştum vardım ki yanına
Anlasın ne nimet olduğunu
Sen git yerine! dedi Ayşa Kadın
Böyle kibar erkeyin ayağına
Ben kendi ayağımnan gelirim

Bu muhabbeti görünce uzaktan
Kıpkırmızı oldu biberiye

Bayram nedir ki dedim kendi kendime
Bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye...

Can YÜCEL

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Serenad- Zülfü Livaneli...

 Zülfü Livaneli'nin en son okuduğum romanı.Aslında daha önce aynı yazarın Leyla'nın Evi romanını beğenmemiştim, romanın sonunda konunun ortada kaldığını düşünmüştüm.Serenad'ı ise tamamen konusu yüzünden aldım.Yahudi soykırımı, Ermeni tehciri ve Mavi Alay.Bütün bu tarihi olayların, romanın ana karakteri Maya'nın aile geçmişinde yer alması fazla rastlantı olarak gelse de, yazarın her ailenin gizli kalan sırlarının olduğu tespiti, kendi ailemi düşündürdü bana.Bulgaristan'da her şeylerini bırakıp 50'li yıllarda göçeden anneannem ve Yunan işgalini yaşayan babaannem.Her ikisi de çok sorduğum halde çok az şey anlattılar bana.Şimdi dahi iyi anlıyorum ki insanlar unutmak istedikleri olayları anlatırlarsa, tekrar aynı acıları  yaşayacaklarını düşünüyorlar.Romanı bazı anlatım hataları olsa da severek okudum.Bir de kitabı okurken Schubert'in Serenad'ı kulağımdan hiç gitmedi.

27 Nisan 2011 Çarşamba

You Were Always On My Mind...

Bu bana sık sık olur, ya bir yazara takılırım ve ardı ardına bütün kitaplarını okurum.Ya da bir şarkıya takılır, seslendiren bütün sanatçıları dinlemeye çalışırım.Geçen gün radyoda Willie Nelson'dan bu şarkıyı dinlerken aklıma Elvis Presley geldi.Bir kaç gündür aynı  şarkıyı seslendiren  Chris De Burgh, Pet Shop Boys ve Josh Turner'i dinledim.Ama sonuçta hiç birinin Elvis'in yorumunu yakalayamadığını farkettim.Hayatının son yıllarında alkolden ve uyuşturucudan mahvolmuş Elvis Presley'i şarkıdaki bu  haliyle hatırlayıp dinlemek istiyorum..

23 Şubat 2011 Çarşamba

Yağmur ve Müzik...

Ankara bir kaç gündür yağmurlu ve soğuk.Yağmurlu hava hep hüzünlendirir beni.Canım hiç bir şey yapmak istemez.Hüzünlü müzikler eşliğinde, camdan yağmuru seyrederken bulurum kendimi.Bugün işyerinde öğle arası aynı ruh hali ile Sanem'in bloğunda keşfettiğim müziği dinlerken," tamam "dedim "tam yağmurun sesi"..Ama müzik aldı götürdü beni ve yarısına gelip  hızlandığında, dışarı çıkıp yağmur altında dönerek dansetmek istedim.Üzerimde uzun bir elbise ve kapının önündeki alanda danseden ben...Görenler ne düşünürdü, tahmin etmek hiçte zor değil."Nihayet çıldırttık, zaten bu bayanların işhayatında ne işleri var, otursunlar evlerinde" ya da "kadın işte, ruh hali her an değişebilir bir de ciddi geçinirler"..Bunları düşüneceklerini bile bile ben bu öğlen, bu müzik eşliğinde çılgınca her şeye ve herkese inat, dansetmek istedim...

7 Ocak 2011 Cuma

Notre Dame de Paris...

Victor Hugo'nun ünlü romanı Notre Damın Kamburunu ortaokul yıllarımda okumuştum.Annem, küçükken seyrettiğim filmini de günlerce unutmadığımı ve Kambur (Quasimodo) için ağladığımı anlatır..Bu romandan uyarlanarak sahnelenen Notre Dame de Paris müzikalini seyrederken bu anılar aklıma geldi.

Müzikale ilişkin biraz da ansiklopedik bilgi..Notre Dame de Paris, ilki Eylül 1998'de, Paris'te bulunan Paris Kongre Sarayı'nda oynanmış, müzikalin sözlerini Luc Plamondon yazmış, bestelerini Richard Cocciante yapmıştır..Fransa, Belçika, İsviçre ve Kanada gibi Fransızcanın anadil veya yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin önemli şehirlerinde sahnelendikten sonra orijinal müzikalden daha kısa olan bir ingilizce versiyonu 2000 yılından itibaren Amerikada ve tam İngilizce versiyonu da Londra'da oynanmış olup müzikalin dünya çapında tanınıp sevilmesine vesile olmuştur. Çok büyük bir başarı yakalamış ve bir çok kere sahnelenmiştir (Alıntı-Wikipedia)

Müzikalde pek çok beste mevcut.Ama benim dinlemekten hiç bıkmadığım Belle şarkısı.Bu şarkıyı da sadece Fransızca olarak ve Galou'dan dinlemek harika..

Not:Bu sıralar sadece müzik dinleyesim var galiba..Bloğumda bir süre böyle gitsin bakalım..