22 Mart 2012 Perşembe

Runner,Çicekler ve Örgü...

Dikişi zamanla daha çok sevmeye başladım.Yapılacak o kadar çok seçenek var ki.Geçen hafta diktiğim runner..
Dileğin verdiği eski bir perdeden Tülin ablanın direktifleri doğrultusunda diktim.Uç kısımları içeri katladım. 
 Daha küçük bir tanesi köşe sehpama dikildi.
 Uçlarına püskül takacaktım, vazgeçtim.Farklı bir şeyler bulacağım ya da sade kalacak..
 Çicekler bana baharın geldiğini daha çok hissettiriyor.Karanfilime bakmaya doyamıyorum..
Evimde vazgeçilmezim, pencere önünde mutlaka renk renk menekşeler olmalı.

Küçükken annemin çiceklerle konuşması garip gelirdi.Şimdi ben konuşuyorum onlarla..
Bu örgümü bebek battaniyesi olarak başlamıştım, vazgeçtim.Bir tane daha örüp, yastık yapmaya karar verdim. 

21 Mart 2012 Çarşamba

Yardım Etkinlikleri..

Tülin ablanın düzenlediği Huzur Evi etkinliğimize katılmak, bir kalbi ısıtmak,bir dua almak için henüz vaktimiz var. Birlikte olduğumuzu bilmek bizi çok sevindirecek.Etimesgut Huzur Evi ne ziyaretimiz 24/03/2012 Cumartesi Günü Saat 14:30 da.Ve bunlarda işyerinden arkadaşlarımla hazırladıklarımız..
Polardan diz battaniyeleri..
Sevgili Tuğçe'de bize katıldı..
İkinci Etkinliğimiz sevgili Atölye Kedi'nin okulundaki kütüphane için.Küçüğüm birinci sınıfta olduğu için çok fazla kitap ayıramadım.Kitapların bir kısmı işyerimdeki sevdiğim bir arkadaşımdan.Sizde çocuklar için yapılan bu güzel etkinliğimize katılırsanız çok seviniriz...

20 Mart 2012 Salı

Şemçata ve Kırlentlerim..

Ankara'ya bahar nihayet geldi.Hoş önümüzdeki hafta havalar  yine soğuyormuş  ama bu hafta harika başladı.İçimiz ısındı, moralimiz düzeldi.Tek şikayetimiz bahar yorgunluğu, işlerin yoğunluğu  ve soğukalgınlığı.Onlarda umarım kısa sürede geçer.Hafta sonu dikiş perileri bizim evdeydi.Birikmiş ya da yarım kalan bir çok proje bitirildi, bir tek kardeşime yaptığım çanta yarım kaldı.Onu da gelmeden tamamlarım diye düşünüyorum.İlk olarak Tülin ablanın bloğunda paylaştığı bozuk şemsiyelerin kumaşından çanta diktim.
Çantanın kapalı hali..
 Açık hali.İçine diktiğim astar kumaşı biraz kalındı.Bir dahaki sefere daha ince bir kumaş kullanacağım.
 Sapları kafama göre diktim.Hoşuma gitti..
 Kırlentler kardeşim için dikildi.Kumaşını kendisi Amerika'dan göndermişti.Aslında çanta yapacaktım ama kumaşı çok beğendiğini  bildiğim için evine kırlent yaptım.
 Arka kısmını çekmemişim.Açık bej rengi kumaş kullandım ve fermuar diktim..


14 Mart 2012 Çarşamba

Yarım Kalanları Bitiriyorum...

 Bu günlerde yarım kalan işleri bitirme derdindeyim.El işlerim, kitaplarım.En son çok sevdiğim arkadaşlarımın bebeği için bir hurç hazırladım.Daha önce ördüğüm battaniyeler, yelekler bir hurç içinde Tuna Devrim için yola çıktı.Hurca son eklediğim kapı süsü oldu.Aslında kapı süsü Tülin ablanın hediyesi.Ben üzerine mavi kuşları keçeden yaparak ekledim, bir de ponponları.. 

 
El işlerimi yarım bırakmaya alışkınımdır ama bir süredir bir heves başladığım kitaplarımı da yarım bıraktığımı farkettim.Bu nasıl bir ruh hali ise kendime kızdım.Ve bir proğram yapıp tek tek yarım kitaplarımın üçünü bitirdim.
-İlki Hakan Günday'ın Az romanı oldu.Yazar genç kuşaktan ve geniş bir hayran kitlesi var.Kitabı bitirdiğimde romanın konusundan çok yazarın tarzı iz bıraktı bende.Sürekli okuyucuyu irkilten, rahatsız eden,şiddeti en yalın haliyle işleyen, aşırı zeki, Oğuz Atay hayranı genç bir yazar.Roman ise ülke gündemindeki konuları anlatan ancak abartılı tesadüfler içeren  iginç bir romandı.Benim için acı ve baharatı bol bir yemek gibiydi.
-İkincisi Petros Markaris'in Büyük Ortak romanıydı.Polisiye tarzı bir roman ve aynı yazarın okuduğum başka bir romanını paylaşmıştım.Bu romanı ise benim için biraz sıkıcıydı.Çok fazla mekan tarifi vardı ama Yunanistan'ın tarihi ve politik yapısına ilişkin detayları öğrenmek ilginçti.
-Üçüncüsü iki ciltlik bir aşk romanıydı.Bu roman ise benim için vanilyalı puding gibiydi.İz bırakmadı sadece hoş bir tad bıraktı..

12 Mart 2012 Pazartesi

Sabun Süsledim...

Sabunları süslemek şimdiye kadar çok ilgimi çekmemişti.Ancak geçenlerde nette gezerken severek takip ettiğim bir sitede farklı örneklerini gördüm.O akşam ilkini denedim, özellikle örnekteki gibi organze kurdele kullandım.Sitede anlatımı var ama bende kendimce kısa notlar aldım.
1-Sabun olarak Duru'nun 4'lü pakette satılan beyaz el sabunlarını kullandım ve orta kalınlıkta organze kurdeleler..
2-Sabunun kenarlarına 5 iğne, yanlarına 8 iğne ve köşelere bir tane iğne koydum.Resimlerden daha iyi anlaşılıyor.Üst kısmı..
 Arka kısmı..
3-Sitede anlatıldığı gibi kurdeleyi iğneler arasından geçiriyoruz.Ortaya dantel koyabilirsiniz.Ben bir kaç tanesine koydum.
4-Ortasına hazır çiceklerden küçük buketler hazırladım.Burası hayalgücünüze kalmış.. 
 Sarı, pembe ve turuncu kurdele kullandım. 




 Hepsi bir arada.Dekoratif olarak duruşları güzel oldu, ne dersiniz?

9 Mart 2012 Cuma

Ödevimiz Efe Bebek ve Yeni Örgüler..

Dün akşam komşum arayıp, oğlunun bugün için okula bez bebek götürmesi gerektiğinden bahsetti ve yardım istedi.Elimde çorap bebeklerden vardı, onlardan verdim.Komşumun oğlu büyüğümle aynı yaşta ve aynı okulda.Aklıma onunda ödevi olabileceği geldi, kendisi de dershaneden yeni gelmişti.Saat:21:30'da oğluşla aramda geçen diyalog:
-Umutcuğum arkadaşının yarına bebek ödevi varmış, siz yaptınız mı bundan?
-Şeyy anne, ben unutmuşum yarın benimde götürmem gerekiyor.Öğretmen bize yöresel bebek olabileceğini söyledi.
-Oğlum niye daha önce söylemedin?
-Olsun anne, sen yaparsın.Ben sana güveniyorum.(Halbuki daha iyi çalışsın diye beyfendiye biz söyleriz bu cümleyi, o bana sattı.)
Anne  o saatte makine başına geçer.Kafasına göre bebeği çizip, makinede diker.İçini doldurur.Dikerken aklına efe bebek yapmak gelir. Kalın keçeden fes yapar, çevresine iğne oyası diker. 
Yine keçeden pantalon ve yelek dikilir. 
Bir saat sonra efe bebek hazırdır.
En güzeli de oğluş çok beğenir ve annesine sarılarak öper.(Bu kısım çok önemli çünkü bilen bilir 14 yaşında yeni ergen bir erkeğin  annesine sarılarak öpmesi zor bir olaydır.)
Anne yorgun ama mutlu eline örgüsünü alır, biraz da onu dürter.Yelek daha 1,5 yaşındaki başka küçük erkek içindir. 
Sevdiklerimizle mutlu bir haftasonu dileğiyle...

6 Mart 2012 Salı

Bebek Örgüleri ve Amigurumi Pocoyo...

Geçen hafta sonu bitirdiğim bebek yeleği.Daha önce farklı ipten aynı modelde bir yelek daha örmüştüm.Örmeyi çok sevdiğim, kullanımı rahat bir model.
İp: Nako Hoşgeldin
Şiş :4 numara
Yapılışı:Yelek boyun kısmından 74 ilmek ile başlanıyor.7 ilmek kenar lastikler için ayrılacak, 12 ilmek kollar için 15 ilmek arka, 16 ilmekte ön için araları 1 arttır+ 1 düz +1 arttır şeklinde olacak.Bu sayıya ve ipe göre yelek 1-3 aylık bebekler için oluyor.
Bu hırkayı ise küçüğüm için örmüştüm.Modeli yabancı bir dergiden çıkardım.
Çok kullanmadık, yepyeni kaldı.
Ateşböceğime başladığım Pocoyo.Annesi bu kahramanı çok sevdiğini söyledi.Bitmiş halini de eklerim..

5 Mart 2012 Pazartesi

Pizza,Un Kurabiyesi..Bol Kalorili Bir Haftasonu...

Geçen hafta sonu müthiş bir tipi vardı Ankara'da.AKM'deki Rize Günlerine gitmek istiyordum, olmadı.Bende oğluşlarım için çalıştım.İlki Dr-Oetker'in Un Kurabiyesi.Büyüğüm çok sever ve hemen hemen hepsini o tüketti.
Daha sonra akşamüstü pizza yaptım onlara.Küçüğüm sevmediği için mantar koymadım.
Tarifim bu kitaptan.Annem evlendiğim zaman vermişti, yaklaşık benim yaşımda ve her zaman elimin altında.Ondan yaptığım her tarifde annemin eli varmış gibi geliyor bana.. 
 Rus salatamız.Mayonezini Tülin abladan öğrendim.İlk defa denedim ve çok beğendim.
 Gördüğünüz üzere çok kalorili bir hafta sonuydu ama  yemedim desem yalan olur.Hepsinin tadına baktım.Yemek kadar güzel bir şey var mı acaba?

1 Mart 2012 Perşembe

Biraz Kar..Biraz Film...

Aslında biraz değil çok, pek çok kar.Yaklaşık yirmi yıldır Ankara'dayım ve ilk defa bu kadar kar yağdığını gördüm.Geçen çarşamba sabah tipi ile uyandık.Yollar 50 cm kar, tipiden göz gözü görmüyordu ve okullar tatil oldu.İşyerinden izin aldım ve o günü oğluşlarımla geçirdim.Perşembe ise okulları tatil yapan ama velilere izin vermeyi zul sayan zihniyete söylenene söylene işe gittim, oğluşlarım mecburen kendileri kaldı.Neyse sinirlenmeden bu haftayı bitireyim değil mi? Bizim lojmandan kış manzaraları..
 Resimleri çektiğimde tipi bitmişti..
Çarşamba günü seyrettiğimiz filmi de paylaşmak istiyorum.Olaylar 1960'lı yıllarda Amerika'da Mississipi eyaletinde geçiyor.Misssissipi o dönem ırkçılığın en derin yaşandığı güney eyaletlerinden biri.Konuyu daha önceden bilsem de filmin anlatımı, diyaloglar ve özellikle Minny karakterine bayıldım.Büyüğümün de ilgisini çekti, merakla seyretti.
Filmin kısa özeti :
"Eugenia “Skeeter” Phelan, Ole Miss'den yeni mezun olmuştur ve bir yazar olarak çalışmak amacındadır. Jackson, Mississippi'de birlikte büyüdüğü diğer kızların aksine bir kariyer istemekte ve evli arkadaşları ve annesinin değişmeyen şaşkınlığına rağmen evliliği ve çocukları ertelemek konusunda çok kararlıdır.  Yerel gazetede Bayan Myrna'nın temizlikte püf noktaları işini alınca en iyi arkadaşının hizmetçisi Aibileen'dan yardım ister ve kendini New York'daki bir kitap editörünün zoruyla gizli bir projeye başlarken bulur. Ortaya çıkardığı dokunaklı hikayelerden ilham alır.
Aibileen Clark, hayatı boyunca Jackson, Mississippi'deki beyazların evlerinde hizmetçilik yapmıştır. İşverenlerinin 17 çocuğunu ile trajik ve gereksiz yere bir kazada ölen kendi oğlunu yetiştirmiştir.  Tek çocuğunun ölümüyle üzülen Aibileen, hem inancından hem de en iyi dostu Minny'den güç alır.
Aibileen, yürekli ve saygın bir biçimde Leefolt ailesinin hizmetçisi olarak görevlerini yerine getirir. Küçük kızları Mae Mobley'ye bakar. Skeeter hayatına girince Aibileen kendini açar ve basit bir hareket büyük bir intikam riski taşısa da hayatında ilk kez hikayelerini anlatır.
Açık sözlü Minny Jackson, Mississippi'nin en iyi aşçısı olarak ün yapmış, 33 yaşında bir hizmetçidir. Hilly Holbrook (Bryce Dallas Howard) için çalışır. Ama saygısız bir hareketiyle kendini kovulmuş ve yalnız ve sudan çıkmış bir balık olan Celia Foote (Jessica Chastain) için Jackson'ın varoşlarında çalışırken bulur. Minny, Aibileen'ın en iyi dostudur ve oğlunu kaybettikten sonra üzüntüsünü atlatmasına yardım etmiştir. Minny güçlü ve bağımsız olmasına rağmen yine de söz konusu Skeeter'ın projesi olduğunda mantıklı ve aynı zamanda makul derecede şüphecidir.
İnanılmaz birlikteliklerinden dikkat çekici bir kardeşlik doğar ve hepsine kendilerini tanımlayan sınırları aşma cesareti verir ve bazen şehirdeki herkesi değişim zamanıyla yüz yüze bırakmak anlamına gelse de o sınırların aşılmak için konduğunun farkındalığını yaratır."

Puro Kutularını Değerlendirmeye Devam..

Geçen Şubat tatilinde kalan puro kutularını da boyamıştım.Ne yazıkki elimde bir tek bunun resmi kaldı. 
  (Peçeteyi BİM'den aldım.)
Peçete dekopajını ablama da öğrettim.Bu kutuda onun eseri.. 

 Boyamaya ilk başladığımda çevremdeki herşeye boyayarak yenileyebilirmiyim diye bakardım.Ablamda küçük oğlunun yazı tahtasının kenarlarına peçete dekopajı yapmış.İlk defa yapan biri için ben çok düzgün buldum.Ya siz?

Kıssada Hisse: Artık puro kutularının bizim eve uğrayacağını sanmıyorum.
Kısa Not:Meral hanıma bloğunda peçete dekopajını detayları ile anlattığı için tekrar teşekkür etmek istedim.O kadar güzel bir teknik ki, sıfır hata ile harika şeyler yapabiliyorsunuz.Meral hanımın güzel anlatımı burada...